Charlotte Ahıska Türkleri Camii

 

Ahıskan Turkish Community Center Amerika Birleşik Devletlerinde Kuzey Karolina eyaleti Charlotte Bölgesinde bulunmaktadır.

Topluluğumuza hizmet vermek, milli ve manevi değerleri yaşatmak için dernek, Osman Salayev başkanlığında kuruldu.

2015 tarihinde bir bina satın alınarak Ahıskan Turkish Community Center Camii 2015 tarihinde hizmete başladı. Caminin hizmete açılması için Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından 500 bin $ yardımda bulunuldu. Osman Salayev hem Portland hem de Charlotte bölgesinde dernek başkanlığı yürütmektedir. Her iki caminin hizmete açılabilmesi ve her iki bölgedeki insanların aktif bir şekilde katkı sunmaları adına para ikiye taksim edilmiştir.

Charlotte Ahıskan Türkleri Merkezi, 7.730 dönüm üzerinde kurulu alanda Cami ve müştemilatı ile lojman yer almaktadır. Bununla birlikte 180 araçlık park alanı bulunmaktadır. Bay ve Bayan tuvaletleri de dindaşların kullanımına sunulmuştur.

Cami ilk zamanlarda yaklaşık 30 kişilik bir alanda Cuma namazları eda edilirken yapılan genişletme çalışmaları ile şimdi ise cami iç alanında yaklaşık 200 kişi saf tutmaktadır. Dışarıda saf tutanlar ile beraber toplamda 300 kişi Cuma Namazını eda edebilmektedir. Bayram Namazlarında bu sayı 600’e yaklaşmıştır.

Camide beş vakit açık olup namazlar cemaatle eda edilmektedir.

 

Görev Alan Hocalar

 Bayram Erkek, Caminin ilk hocası olan Bayram hoca, 2015-2017 yılları arasında yaklaşık iki yıl görev yapmıştır.

  1. Ahmet Efeoğlu, 2019 – 2020 yılları arasında görev yapmıştır.
  2. Şükrü Uğurlu, 2021 yılında görev yapmıştır. Görev süresi dolarak anavatana dönen Şükrü hoca, 2023 yılı Ocak ayında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Ailesine destek olmak adına camide bir program düzenlenmiş ve toplanan para merhum hocanın ailesine gönderilmiştir.
  3. Şaban Önat, 2022 yılında görev yapmıştır.
  4. Yakup Kansızoğlu, 2022 yılında Ramazan ayında görev yapmıştır.
  5. Reşat Tank, 04 Eylül 2023’te göreve başlamıştır. Halen devam

 

Cami Faaliyetleri

Camide beş vakit namaz eda edilmektedir. Sabah ve yatsı namazlarında ortalama 20 kişi, diğer vakit namazlarda ise ortalama 3 kişi ile namazlar eda edilmektedir.

Gençlik hizmetleri kapsamında belli aralıklarla gençlerle bir araya gelinerek etkinlikler düzenlenmektedir. Gençlerin milli ve manevi yönden geleceğe hazırlanması için eğitimler verilmektedir.

Çocuklara (erkek ve kız) yönelik her hafta Cumartesi ve Pazar günleri olmak üzere iki gün Kuran-ı Kerim ve Temel Dini Bilgiler dersleri verilmektedir.

Yaz Kuran Kursları ise yaz tatili boyunca devam etmekte ve geniş katılımlı kurslar düzenlenmektedir. Dönem sonlarında ise çeşitli programlarla kutlamalar yapılmaktadır.

Müslüman toplumun bilinçlenmesi için sahih dini bilgilerin yer aldığı kitaplardan belli aralıklarla ödüllü sınavlar düzenlenmektedir.

Yetişkinlere yönelik hizmetler kapsamında Bayanlar için haftada bir gün, Erkekler için her akşam camide Akşam ve Yatsı Namaz vakitleri arasında dersler yapılmaktadır.

Haftada bir Cuma Gecesi programı kapsamında ilmihal dersleri yapılmaktadır. 2024 yılında Ramazan çadırı kurularak iftar yemekleri verildi. Bu hizmet

sonraki yılda da devam etmektedir.

Her hafta Cuma Namazı sonrasında kültürel yemekler ikram edilmektedir. Bazen hayır sahipleri tarafından bazen de dernek tarafından karşılanarak bu hizmet devam etmektedir.

Bayramlarda şenlikler düzenlenerek topluluk arasında birlik ve beraberlik pekiştirilmeye vesile kılınmaktadır.

Dernek, vefat eden vatandaşların cenaze işlemlerini yerel merciler ve imkanlarla yürütmektedir. Aynı zamanda ahirete göçen yakınları için Camide zaman zaman Kur’an ve Dua programları yapılmaktadır. Böylece vefat edenlerin yakınlarının acıları paylaşılmaktadır.

Evlenme kararı alan topluluğumuzun gençlerine ve diğer dindaşlara yönelik nikah duaları yapılarak mutlu günlerinde de yanlarında olup sevinçleri paylaşılmaktadır.

Cami, bölgede bulunan müslüman toplumun dini vecibelerini yerine getirmek hususunda gerekli tüm hizmetleri sunmaktadır.

Ahıska

A. Ahıska’nın coğrafî konumu

Ahıska şehri, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Ardahan ilimizle sınır teşkil eden, Gürcistan toprakları içinde yer alan, çok eski bir Türklük yurdunun merkezidir. Abastuban, Adigön, Aspinza, Ahılkelek, Azgur ve Hırtız gibi kasabaları ve bu kasabalara bağlı 200 kadar köyü vardır.

Ahıska, Türkiye sınırına 15 km. mesafede bulunmaktadır. Posof Çayının iki yakasında yer alan şehir, karayolu ile Tiflis, Batum ve Türkiye’ye bağlıdır. Ayrıca batıda Türk sınırının çok yakınına kadar uzanan bir demiryolu, Ahıska’yı doğudan Tiflis’e bağlar.

Ahıska topraklarının en önemli akarsuyu, Kür ırmağıdır. Batıdan gelip Ahıska’ya ulaşmadan birleşen Posof veAdigön çayları, şehrin doğusunda Kür ırmağına karışır ve Hazar Denizi‘ne doğru akarlar. Yer yer düzlükler görülmekle beraber dalgalı bir yapıya sahip olan Ahıska toprakları, sulak ve tarıma elverişlidir. Posof’ta olduğu gibi buralarda da yaylacılık geleneği vardı. Ormanlık tepelerin aralarındaki yüksek ve bol otlu vadilerde hayvancılık yapılırdı.

Çam ormanlarıyla kaplı dağlar arasındaki dar vadide kurulmuş olan kaplıcalı Abastuban, görülmeye değer tabiî güzelliklere sahiptir. Ahıska yakınındaki linyit yatakları da işletilmektedir. Bugün sakinleri orada yaşamayan Ahıska ve çevresinde nüfus da seyrek, hatta ıssız hâldedir. 1944 sürgünüyle boşaltılan köylere, zorla veya zaruretle gelenler dışında nüfus hareketlenmesi olmamıştır. Bölgeye iskân edilmek istenen Gürcüler gelmediği gibi, kasabalara da sadece Ermeniler yerleşmiştir. Buralarda resmî kişilerden başka Gürcü varlığından söz edilemez. 1828′de 50.000 olan şehir nüfusu, 1887′de 13.265′e düşmüştür. Günümüzdeki nüfusu 24.650′dir.

B. Ahıska’nın kısa tarihi

1. Eski çağlar Ahıska ve çevresi, çok eski devirlerden beri, insanların topluluk hâlinde yaşadığı bir bölgedir. Milâttan önceki çağlarda Hurriler, onları takiben Urartular, Kimmerler ve Sakalar buralara hakim olmuşlardır. Yukarı Kür ve Çoruh boylarıyla Ahıska bölgesinin Türklük tarihi, çok eski asırlara dayanmaktadır. Son Kıpçakların, Gürcü Kralının davetiyle gelip yerleşmesinden yüzyıllarca evvel buralarda Kıpçak ve Bun-Türklerin yaşadığına dair ciddî haberler vardır. Doğu seferine çıkan Makedonların ünlü kralı İskender, MÖ. IV. yüzyıl sonlarında Kafkasya’ya geldiğinde, ona karşı çıkan kuvvetli bir Türk varlığının olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, Kıpçak ve Bun-Türk adıyla anılmaktadır.

 Kun akınları sırasında batıya doğru sürülen Alan unsurları, bu bölgeye gelmişlerdir. Romalıların Güney Kafkasya’ya hakim olmasıyla, Alanlar da geldikleri ülkeye, Kuzey Kafkasya’ya dönmüşlerdir.[2]

Bölge, VI. yüzyılda İranlılar, Hazarlar ve Bizanslılar arasında el değiştirdi. Hazarlar, Kafkasya coğrafyasında çok büyük rol oynamışlardır. XX, yüzyıl başlarına kadar varlığından haberdar olduğumuz anadili Türkçe olan, aralarından âşıklar yetişen ve halk tarafından çufut denilen Musevî unsurunun, Hazar hatırası Karaimler olduğu söylenebilir. Bugün Rus ve Gürcü kaynaklarında Mesketya adıyla anılan Ahıska bölgesinin eski sakinleri kimlerdi? Bu soruya çok net cevap bulmak zor olsa da, milâttan önce İskender’in seferinde buralarda Türk unsurlarının yaşadığına dair kuvvetli haberler vardır. Mesketya adının da, buralarda yaşamış eski bir kavim olan Meshlerden kalmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu kavmin menşeini kesin olarak belirlemek zordur. Bununla birlikte şu görüşler ileri sürülebilir: Meshler, Nuh Nebi oğlu Yafes’in oğlu ve Oğuz’un pederi Mesek’ten gelen Masagetlere dayanır.[3] Meskler, Kartvel (Gürcistan) güneyinde yaşamış Gogarlı (İskit) ve Turanî yerli Hristiyan halktır.[4]

Meshlerin Gürcü olduğunu iddia edenlerin de kesin kaynağı yoktur. Ahıska’nın Rustav köyünde dünyaya gelmiş olan ünlü şair Şota Rustaveli, “Üstadım Genceli Nizamî’dir” demiş ve eserinde tamamen İslâmî motifler kullanmıştır.

SÜRGÜN

Çarlık Rusyası dönemindeki baskı ve zulümler Sovyet Gürcistan’ı döneminde de devam etti. Onlar hem Rus, hem de Gürcü mezâlimi ile karşı karşıya kaldılar. Türk ve Müslüman olarak yaşamanın bedeli ağırlaşmaya başladı. Bu baskı, Stalin zamanında en yüksek noktaya çıktı. Ahıska Türklerinin önde gelen aydınları, çeşitli düzme suçlarla tutuklanıp ya öldürüldüler, yahut da sürüldüler.

Masum insanlar için düzme suçlar icat ediliyordu: Türkçülük, Kemalistlik ve Türkiye taraftarlığı hattaTroçkistlik!
Bu yıllar aynı zamanda Gürcü şovenizminin azgınlaştığı bir zamandı. Birçok Türk’ün soyadı değiştirildi: Paşaoğlu,Paşaladze; Alioğlu, Alidze; Dadaşoğlu, Dadaşidze; Zeyneloğlu, Zenişvili…
1938 Sovyet anayasasının kabulünden sonra Ahıskalıların bir kısmını Azerbaycan milleti(!) diye yazdılar. Aynı yıl Ahıska ve çevresine sınır koruması adı altında on binlerce asker yerleştirildi. Bu, yakında çıkabilecek Türk-Sovyet savaşının hazırlıklarıymış!

II. Dünya Savaşı yıllarına kadar askere alınmayan Ahıska Türkleri, savaş başlayınca askere alınmaya başlandı. 40.000 civarında insan, Almanlarla savaşmak üzere silâh altına alınarak cepheye gönderildi. Geride kalan kadınlar ve yaşlılar da, Ahıska-Borcom demiryolu inşaatında çalıştırıldılar. Bu hat 1944 ekiminde tamamlandı. Ahıskalılar, kendilerini vatana hasret bırakacak trenlerin yolunu, kendi elleriyle yapmışlardı!

14 Kasım 1944 tarihi, yalnız Türk tarihinin değil, insanlık tarihinin de kara sayfasıdır. Zira bu tarih, bir kış gecesi 200′den fazla köy ve kasabada yaşayan binlerce insan, birkaç saat içinde ocağından sökülerek yük ve hayvan vagonlarında, Sibirya, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürülmüşlerdir. Sürgün edilenlerin birçoğu yollarda öldü. Sağ kalanlar da, ata vatanından ebedî ayrılığa mahkûm edildiler.

Yıllarca dünya kamuoyundan gizlenen sürgünün belgeleri bugün artık sır değil. 31 Temmuz 1944 tarihli “Devlet Savunma Komitesi”nin gizli kaydıyla kaleme alınan kararının altında Gürcü diktatörü Stalin’in imzası bulunmaktadır.

Bu karar: “Ahıska, Adigen, Aspinza, Ahılkelek ve Bogdanovka rayonlarıyle Acaristan Özerk SSC’den Türk, Kürt, Hemşin olmak üzere toplam 86.000 kişiden meydana gelen 16.700 hanelik nüfustan, 40.000′i Kazakistan SSC’ye, 30.000′i Özbekistan SSC’ye ve 16.000′i de Kırgızistan’a tahliye edilsin.” emriyle başlıyordu. Tahliyenin, SSCB Halk İçişleri Komiseri Beriya tarafından 1944 yılı kasım ayında gerçekleştirmesi isteniyordu.

Ahıska Türklerinin malı mülkü de buralara getirilerek iskân edilecek Gürcü ve Ermenilere peşkeş çekiliyordu. Bu hususta şu emirler veriliyordu: “Bölgeye iskân edilen çiftçilere sınır bölgesi için uygun görülmüş miktarlarda arsalar dağıtmak; buradan tahliye edilmiş nüfustan kalan kamu ve hususî bahçe ve bağları yedi yıl vadeli kredi şeklinde yeni gelenlere devretmek; bu bölgeye iskân edilen nüfusu 1945 yılında her türlü vergilerden muaf tutmak; iskân edilenlere Gürcistan Hükûmeti imkân ve fonları çerçevesinde ev hayvanları vermek; boşaltılan bölgeye yeni iskân edilecekleri parasız nakletmek. Taşınma masrafları Gürcistan Hükûmeti’ne özel olarak ayrılmış paralarla karşılanacaktır.“[38]

Bu karar gereğince, 14 kasımı 15′ine bağlayan gece, Türk köyleri askerler tarafından kuşatıldı. Kapılar dövüldü. Birkaç saat içinde, küfür, tüfek ve dipçiklerle köy meydanlarına toplanan halk, kamyonlarla demiryolu boylarına getirilerek hayvan vagonlarına dolduruldu. İnsanlar, haftalar sürecek bir ölüm yolculuğuna çıkarıldılar. Gittikleri yerlerde yıllar sürecek zorbalıklara ve acılara maruz kaldılar. Sürgünü gerçekleştiren L. Beriya, 28 Kasım 1944 tarihli yazıyla, icraatını Stalin’e rapor ediyordu: “Türklerin, Kürtlerin ve Hemşenlilerin Gürcistan SSC sınır bölgesinden tahliye işlemleri tamamlanmıştır. Türkiye’nin sınıra yakın kısmındaki nüfusla akrabalık bağları bulunan söz konusu halkın önemli bir çoğunluğu kaçakçılık yapmakta olup muhaceret eğilimi gösteriyor ve Türkiye istihbarat makamları için casus angaje etme ve çete grupları oluşturma kaynağı teşkil ediyordu. Tahliye işlemlerine hazırlık tedbirleri bu yılın 20 Eylül gününden 15 Kasım gününe kadar alınmıştır.